PSİKOTERAPİDE “İHTİYAÇ” KAVRAMI

Yorum bırakın

Ocak 23, 2013 tarafından miraysasioglu

20130203-020053.jpgMiray Şaşıoğlu, Kl. Psk. Uzm.

Kuhn (1962: Mitchell, 2009) bilimdeki farklı paradigmaları, farklı düşünme biçimleri olarak tanımlamıştır. Buna göre, her model eldeki veri alanının tamamını kullanır; fakat her biri, bu verileri farklı biçimlerde bir araya getirir. Biz bu prensibin farklı terapötik yaklaşımların farklı kavramlara bakış ve yorumlayışlarında da geçerli olduğunu düşünüyoruz. Burdan hareketle ise, Geştalt terapinin ihtiyaçlar kavramını benzerlikler ve farklılıklara odaklanarak, dinamik ve bilişsel yaklaşımlarda ele alınışları ile karşılaştırmayı hedefliyoruz.

Dinamik yaklaşım daha çok geçmişte bakım verenler tarafından karşılanmamış, daha sonra da bilinçdışına itilmiş bazı ihtiyaçların açığa çıkarılması, bu ihtiyaçların terapi odasında terapistle kurulan ilişki içinde karşılanması ve zamanla da bu kapasitenin danışan tarafından içe alınması üzerine odaklanırken (Mitchell, 2009); bilişsel yaklaşım geçmişle ilgilenmeyerek, danışanın güncel yaşamındaki problemleri çözmesine, davranışsal beceriler geliştirmesine ve semptomları azaltmaya odaklanmaktadır (Young ve ark., 2008). Bu iki yaklaşımda da bireyin ihtiyaçlarını karşılaması ortak amacı güdülse de, sanırız ki bunun en açık şekilde dile getirildiği ve en fazla vurgulandığı yaklaşım Geştalt yaklaşımıdır.

Geştalt yaklaşımına göre, yaşamın temeli ihtiyaçlar ve amacı ise bu ihtiyaçları karşılamaktır (Serok, 2000: Daş, 2010). Bu yaklaşımda, herhangi bir ihtiyaç söz konusu olduğunda, kişinin bunu fark etme; fiziksel, bilişsel ve duygusal donanımlarını kullanarak enerjisini bu doğrultuda organize etme (Mackewn, 1997: Daş, 2010); ve bu ihtiyacın giderilmesinin engellenmesi durumlarında ise yaratıcı adaptasyon gerçekleştirme kapasitesi ile dünyaya geldiği varsayılır (Lobb, 2005). Bu bağlamda, kişi ne kadar çok ihtiyacını, ne kadar kısa sürede ve ne kadar kolay karşılayabilirse, o kadar rahat ve mutlu olur. Buna karşılık, ihtiyaç döngüsü herhangi bir basamakta tıkanırsa karşılanmayan ihtiyaçlar sürekli olarak kişiyi zorlar ve bu da kişinin mutsuz olmasına ve sıkıntı duymasına yol açar (Daş, 2010).

Bu bağlamda Geştalt yaklaşımına göre, patolojilerin temelinin de işte karşılanmayan bu ihtiyaçlar olduğunu söyleyebiliriz. Bununla paralel olarak dinamik kuramlarda da karşılanmayan ihtiyaçlara vurgu yapılmaktadır. Ancak bu ihtiyaçların kaynağı, bugündeki problemler için çözüm üretmek üzerine vurgu yapan ve geçmişle ilgilenmeyen bilişsel yaklaşımdakinin tersine (Young ve ark., 2008), geçmişte bakım verenle kurulan ilişkide ve erken dönem yaşantılarda aranır (Mitchell, 2009).

Ayrıntıya girecek olursak, nesne ilişkileri kuramına göre, sonraki yaşamda devam eden meseleler insanın temel ilişkisel ihtiyaçlarının dışa vurumu olarak değil de, daha ziyade bebeksiliğin kalıntıları olarak değerlendirilmektedir (Mitchell, 2009, sf.136). Örneğin, Fairbairn’e göre (akt. Fowlie, 2005, sf.194-199) çocuklar bakım verenlerin “onlar için, orada olması” beklentisi ve isteği ile dünyaya gelirler. Eğer bakım veren çocuğun ihtiyacının ne olduğunu anlayıp cevap verebilirse, çocuk tatmin duygusu yaşar. Eğer ihtiyaçların karşılanmaması durumu optimum düzeyde ise, bu onun sabır geliştirmesine, hayal kırıklığı ile baş etmesine ve insanların ona kızsa da onu sevebilecekleri düşüncelerini geliştirmesine imkan verecektir (akt. Fowlie, 2005, sf.194-199).

Kendilik kuramında da, dönüştürerek içselleştirme sürecinin temel elemanları olarak kendiliknesnesi ve kendiliknesnesi işlevleri karşımıza çıkmaktadır. Kendiliknesnesini en sade şekliyle, öznenin desteğini almaya çalıştığı nesne olarak tanımlayabiliriz. (Gill, 2004, sf.288) Bu çocuk için genel olarak anne-babadır. (Kohut, 2004) Kendiliknesnesinin işlevleri ise yatıştırma, fiziksel ve duygusal sıcaklığın yanı sıra temel narsisistik gereksinimlerin karşılanmasıdır (Kohut,2004, sf.70). Dinamik kuramlarda bu gereksinimlerin karşılanmamasının sorumlusu olarak genellikle bakım verene işaret edilir (Mitchell, 2009). Bu organizma-çevre arasındaki ilişkide taraflara eşit sorumluluk yükleyen Geştalt bakış açısındakinden farklıdır.

Bilişsel yaklaşımda ise ihtiyaçların karşılanması örtük hedefi çerçevesinde, danışanın tedavi prosedürlerine tamamen uyacağı ve dolayısıyla bazı teşvik edici ve olumlu pekiştireçlerin semptomların azalmasında, beceriler oluşturulmasında ve mevcut problemlerin çözülmesinde etkili olacağı varsayımlarından hareket ederek, değişim için danışana bilinç düzeyinde sorumluluk yüklenir. Örneğin, danışanların terapistle birkaç seansta işbirliğine gireceği ve verilen ödevleri sorunsuz yapacağı varsayılır (Young ve ark., 2008). Yani burada diğer yaklaşımlardan farklı olarak danışanın sorumluluk alma hedefi değil –eğer danışan bunu hedef listesine eklemediyse-, zaten sorumluluk aldığı varsayımı söz konusudur.

Bu yaklaşımları karşılaştırabileceğimiz bir diğer konu ise, ihtiyaçların karşılanmasının engellenmesi durumudur. Geştalt yaklaşımına göre, bu ihtiyaçların karşılanmasının önünde, kişinin ihtiyacının bir ihtiyaç olarak kabul edilmemesi ya da gereksiz, saçma, hatta zararlı görülerek yargılanması; ihtiyaçların uygun şekilde sıralanamaması; tamamlanmamış işler; başlanmamış işlerle ilgili olarak yaşanan kaygı; yeni yaşam olayları ve yeni ihtiyaçların ortaya çıkması halinde, kişinin önceki alışılmış, katı davranış repertuarını geliştirmede çevresel alternatifleri kullanamaması; ve kişinin kendi ihtiyaçlarının sorumluluğunu üstlenememesi gibi engeller bulunmaktadır (Daş, 2010). Daş’ın (2010) ifade ettiği üzere, bu kişiler genellikle var olan kapasitelerini kullanıp kendi ihtiyaçları için çaba göstermek yerine, kendilerini “mağdur” ve “çaresiz” olarak konumlandırır, başkalarının onların ihtiyaçlarını karşılamasını bekler ve hatta başkalarını onların ihtiyaçlarını karşılamadıkları için suçlarlar.

Bu durum dinamik kuramlarda, bugün içinde, geçmişteki eksikliklerden kaynaklı “bebeksilik kalıntıları” (Mitchell, 2009, sf.136) olarak karşımıza çıkmakta ve yine kişinin kendini “mağdur” ve “çaresiz” olarak konumlandırmasına katkıda bulunmaktadır. Bugünde bu sorunun çözülmesi için, geçmişte karşılanmamış ihtiyaçların terapi odasında karşılanması ve sonuçta da danışanın kendi ihtiyaçlarını karşılama konusunda sorumluluk alması hedeflenmektedir (Mitchell, 2009). Bu anlamda bu iki kuramın ihtiyaçlara bakışı, ihtiyaçlar karşılanmadığında verilen tepkiler ve terapi hedefleri bir ölçüde birbirine benzemektedir. Ancak bunu yaparken Geştalt terapide vurgu, geçmiş söz konusu iken bile “şimdi ve burada” üzerindedir ve terapist danışanın ihtiyaçlarını karşılamak için başvuracağı özgün ve yaratıcı çözümlere güvenir ve ona bu konuda sorumluluk verir. Buna karşılık, dinamik terapilerde odak geçmiştedir ve danışanın bilinçdışsal itkilerle davrandığı varsayımından hareket edilerek, danışan sorumluluk anlamında daha pasif bir konuma yerleştirilir. Bilişsel yaklaşımda ise, bunlarla ilgilenilmez ve zaten kişinin bu sorumluluğu almaya hazır olduğu varsayılır (Young ve ark., 2008).

Kişi engellenme durumundan olumsuz etkilenecektir tabi ancak Geştalt yaklaşımı –dinamik terapide özellikle vurgulanan ebeveyn davranışı gibi- nedenlerle ilgilenmeyecektir. Prochaska ve Norcross’un (2007, sf.171) da belirttiği gibi, çocuğun öz-destek mekanizmaları oluşmadan dış desteğin çekilmesi, çocuk için neyin doğru olduğuna sürekli ebeveynlerin karar vermesi, çocuğun çok fazla şımartılması gibi durumlar, çocuğun olgunlaşma sürecinde takılmasına yol açabilir. Ancak Geştalt yaklaşımı, dinamik yaklaşımdakinden farklı olarak, bu nedenlerle ilgilenmeyip, kişinin bu engellenme durumlarına nasıl adapte olduğu üzerinde duracaktır. (Lobb, 2005, sf. 27; Prochaska & Norcross, 2007, sf.171) Zira Geştalt yaklaşımına göre şu anki problemler için neden aramak, olgunlaşma sürecinde kritik olan sorumluluğu almaktan hala kaçınıldığına işaret etmektedir (Prochaska&Norcross, 2007, sf.172).

Bununla paralel olarak bilişsel yaklaşım da, ihtiyaçların karşılanması sürecinde geçmişle ilintili nedenleri irdelemek yerine, kişinin duygu ve davranışlarının, olayları yorumlayış biçimlerinden nasıl etkilendiği üzerinde durur ve belirtilerin hafiflemesini sağlamak amacıyla danışana bu düşünceleri belirlemesi, değerlendirmesi ve değiştirmesi öğretilir. Temel inançlarla çalışılması gerektiğinde de vurgu geçmiş yaşantılar üzerinde değil, geçmişte öğrenilmiş işlevsiz baş etmelerin bugünde nasıl, nelerle değiştirileceğidir (Beck, 2001).

Bebek metaforundan hareketle, erken dönem ilişkilerdeki ihtiyaçların karşılanmaması üzerinden patolojilerin oluşumunu anlatan dinamik yaklaşımda, yetişkin bireye verilen sorumluluğun da daha sınırlı ve ötekine daha bağımlı olduğu söylenebilir. Her ne kadar öteki ile ilişkinin bebeğin gelişimindeki önemini yadsımıyor olsa da, Geştalt terapisinde bebeğin ihtiyaçlarının karşılanmamış olmasından ziyade, bireyin daha ilk andan itibaren bu ihtiyaçların karşılanması için yaratıcı çözümler üretebilme kapasitesine vurgu yapılmaktadır. Yani dinamik yaklaşımın pasif ve öteki bağımlı bebeğinin karşısında; Geştalt yaklaşımında daha ilk andan itibaren daha aktif ve yaratıcı bir bebek vardır. Bu anlamda Geştalt yaklaşımında ihtiyaçların karşılanması sadece ilişkiye indirgenmez ve bilişsel yaklaşımdakine benzer olarak bireyin inisiyatifi ihmal edilmez. Bilişsel terapide ötekinden ve onunla kurulan ilişkiden çok bireyin seçimleri, sorumluluğu ve inisiyatifi üzerine yapılan bir vurgu söz konusudur. Bu yaklaşımda geçmiş deneyimler ve ilişki ancak terapinin ilerleyen aşamalarında -o da gerekirse- çalışılacak bir gündem maddesi olarak karşımıza çıkar (Young ve ark., 2008).

O halde, dinamik kuramlar daha çok tekrar edilen meselelere geçmişte karşılanmayan ihtiyaçlar yoluyla bir anlam bulmaya ve terapide de bunu ikame etmeye çalışırken (Mitchell, 2009); bilişsel yaklaşım otomatik düşüncelerden hareketle kişinin güncel sorunlardaki başa çıkma yöntemlerini daha işlevsel olanlarla değiştirmeye odaklanır (Beck, 2001); Geştalt kuramı ise ihtiyaçların karşılanması üzerinde kişinin tüm yaşamına yayılan bir vurgu yaparak, bunu bir nedenle açıklamaya çalışmaz ve bu noktada kişinin engeller karşısındaki yaratıcı adaptasyon kapasitesine vurgu yapar (Lobb, 2001, sf. 27). Başka bir deyişle, dinamik kuramlarda vurgu geçmiş, bilinçdışı ve geçmişte karşılanamayan ihtiyaçların terapi odasında ikamesi üzerindeyken (Mitchell, 2009); bilişsel terapide vurgu güncel sorunlar, bilinç ve gerçekçi düşünme ve problem çözme becerileri geliştirme üzerindedir (Beck, 2001). Geştalt yaklaşımı bu anlamda, dinamik yaklaşımın ilişkisel öğesi ile, bilişsel yaklaşımın bugün ve sorumluluk vurgusunu bir araya getirir. O halde, Geştalt terapinin ihtiyaçlar söz konusu olduğunda, hem geçmişi, hem bugünü; hem bilinçdışını hem bilinci “şimdi ve burada” ve danışanın fenomenolojisi bağlamında kapsayarak ilerlediği söylenebilir.

Bunun yanında ihtiyaçların açığa çıkarılması ve karşılanmasında izlenen yol, serbest çağrışım ve aktarım ve karşı aktarımın kullanıldığı dinamik yaklaşımda, terapistin nötr ve objektif bir tutum takınması iken (Mitchell, 2009), Geştalt yaklaşımında danışana faydalı olacağına inanıldığı noktalarda terapistin kendini açması ve insan insana gerçek bir ilişki zemininin hazırlanmasıdır (Daş, 2010). Bilişsel terapide ise, terapide izlenecek yol danışanla açıkça paylaşılır ve danışanın terapi sonrasında kendi kendinin terapisti olması hedefiyle teknikler danışana öğretilmek suretiyle didaktik bir yol izlenir (Beck, 2001). Bu anlamda ihtiyaçların karşılanması için, dinamik yaklaşımda ebeveyn-çocuk arasındakine; bilişsel yaklaşımda öğretmen-öğrenci arasındakine; Geştalt yaklaşımında ise rollerden bağımsız iki kişi arasındakine benzer bir ilişkinin varlığından söz edilebilir. Bu anlamda hedef aynı olsa da bu hedefe ulaşmak için izlenen yollar farklıdır ve Geştalt yaklaşımı dinamik ve bilişsel yaklaşımların farklı noktalara odaklanan vurgularını bünyesinde bütünleştirmektedir.

Sonuç olarak bu üç yaklaşımın da terapi hedefleri benzer olsa da, terapi içindeki danışanla ilgili ve iyileşmenin nasıl geleceği ile ilgili varsayımları birbirinden farklıdır. Bu bağlamda Geştalt yaklaşımının, psikanalize tepki olarak doğan bilişsel terapinin bilinç, sorumluluk ve davranış vurgusunu; psikanalizi ileri taşıyan nesne ilişkileri ve kendilik kuramlarının görünenin ardındakilere ve ilişkiye odaklanan bakış açısını bünyesinde harmanladığını ve sonuç olarak daha bütüncül bir yaklaşım ortaya koyduğunu söyleyebiliriz.

Kaynaklar

Beck, J.S. (2001) Bilişsel Terapi: Temel İlkeler ve Ötesi. Çev: Şahin, N.H., Çev. Ed: Balkaya, F. ve Koçkar, A.İ., Ankara: Türk Psikologlar Derneği Yayınları.

Daş, C. (2010) Bütünleşmek ve Büyümek: Geştalt Terapi Yaklaşımı. 3. Baskı. Ankara: HYB Yayıncılık.

Fowlie, H. (2005) Confusion and introjection:A model for understanding the defensive structures of the parent and child ego states. Transactional Analysis Journal. 35, 2, Sf.192-204

Gill, M.M. (2004) Heinz Kohut’un Kendilik Psikolojisi. sf.274-295. Çeviren: İ.Anlı. (orijinal basım tarihi: 1994) Psikanalizin “Öteki” Yüzü: Heinz Kohut’un içinde. İstanbul: İthaki Yayınları

Lobb, M.S. (2005) Classical Gestalt Therapy Theory. In Gestalt Therapy: History, Theory and Practice. Woldt, A.S.&Toman, S.M (Eds.) pp.21-41. Sage Publications, Inc.

Mitchell A.S. (2009) Psikanalizde ilişkisel Kavramlar. Çev:G. Algaç, İ. Anlı. İstanbul: Bilgi üniversitesi yayınları (orijinal basım tarihi: 1946)

Prochaska, J. O., Norcross, J. C. (2007) Systems of Psychotherapy: A transtheoretical Analysis. Thomson Brooks/Cole

Young, J.E., Klosko, J.S., Weishaar, M.E. (2008) Şema Terapi: Terapistin Rehberi. Çev: Soylu, T.V., Özakkaş, T. (Ed). İstanbul: Litera Yayıncılık.

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

ve yeni yazılar e-postama da gelsin dersen tıkla!

Diğer 4.428 takipçiye katılın

%d blogcu bunu beğendi: