PSİKOTERAPİDE “TEMAS” KAVRAMI

Yorum bırakın

Şubat 1, 2013 tarafından miraysasioglu

20130203-014325.jpgMiray Şaşıoğlu, Kl. Psk. Uzm.

Pek çok terapi yaklaşımı kişiyi çevreden ayrı olarak ele aldığından, cevaplanamaz bir soru olan, “kişiyi içsel güçler mi, yoksa çevresel güçler mi yönlendirir?” sorusuna takılıp kalmıştır. Geştalt terapisinin kurucusu Perls (1973: Daş, 2010) bu bilimlerin organizmayı ve çevreyi ayrı ayrı, yani birbirinden bağımsız olarak ele alarak bir yanılsamaya düştüğünü ileri sürer. Oysa Perls’e göre “psikoloji, insanı çevresi içinde alarak, kişi ile çevre arasındaki temasın gerçekleştiği sınıra odaklanmalıdır; çünkü tüm düşünceler, davranışlar, hareketler ve duygular bu sınırda belirlenmektedir” (akt. Daş, 2010). Bu bağlamda Geştalt yaklaşımına göre kişi ve çevre birbirinden ayrı düşünülemez ve bir bütün olarak; kişi ise, hem birey hem de sosyal bir varlık olarak ele alınmaktadır. Perls bu eleştirisinde dinamik ve bilişsel yaklaşımlara direkt bir göndermede bulunmasa da, temasın Geştalt yaklaşımında bu yaklaşımlara kıyasla çok daha geniş bir biçimde ele alındığını düşünüyoruz.

Temas kavramı, hem psikolojik sorunların ortaya çıkışında, hem de büyüme ve değişmenin sağlanmasında oynadığı rol nedeniyle Geştalt yaklaşımında çok önemlidir. Zira temas olmadan kişinin ihtiyaçlarını karşılaması ve dolayısıyla varlığını sürdürmesi mümkün değildir (Perls, 1973: Daş, 2010). Bireyin gelişimi üzerinde çok önemli bir etkisi olduğundan, birey-çevre arasındaki bu etkileşim Geştalt yaklaşımının en temel bileşeni olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu bağlamda Lobb’un (2005, sf. 27)’un da ifade ettiği gibi, bütün psikoterapi sistemlerinin üzerine oturduğu kendilik işlevleri, Geştalt terapi yönteminde organizmanın çevresiyle spontan bir biçimde etkileşime geçme kapasitesi olarak yorumlanmaktadır.

Dinamik kuramcılardan Fairbairn’e göre de çocuk yalnızca haz değil, temas ve duygusal paylaşım arar. Burada çocuğun, ebeveyn arayışına vurgu yapılmaktadır. Temel sorun, ebeveynin orada olup olmamasıdır (akt. Mitchell, 2009, sf.105-107). Ancak Geştalt yaklaşımında, etkileşime geçilen, kişinin gelişiminde ve değişiminde etkili olan çevre, dinamik yaklaşımda olduğu gibi erken çocukluk yaşantılarında bakım verenle kurulan ilişkilerle sınırlandırılmamış, daha yaygın olarak ele alınmıştır.

Temas olmadan kişinin ihtiyaçlarını karşılaması ve dolayısıyla varlığını sürdürmesi mümkün değildir (Perls, 1973: Daş:2010). Geştalt yaklaşımına göre, çevreyle etkileşim, Geştalt deneyim döngüsü çerçevesinde gerçekleşir. Woldt ve Toman’ın (2005, sf.x) belirttiği gibi, kişi bu döngü içinde ya çevreyle spontan bir etkileşime geçecek ya da engellenme ve sonucunda yaşadığı kaygı nedeniyle, çeşitli savunma mekanizmaları kullanarak bu spontan etkileşime karşı direnç gösterecektir. Engellenme ve sonucunda oluşan savunma mekanizmaları, dinamik ve bilişsel yaklaşımlarda da karşımıza çıkmaktadır. Dinamik yaklaşımlarda bölme, yansıtmalı özdeşim gibi savunma mekanizmaları kullanılırken; bilişsel yaklaşımda ise savunma mekanizması adı verilmese de işlevsel olmayan başa çıkmalar ve düşünce hataları ortaya çıkar. Birbirinden farklı içerikte olsalar da temasın ve neticede ihtiyacın karşılanmasının engellendiği durumlarda bireyin varlığını korumak adına çeşitli mekanizmalar geliştirdiği fikri tüm bu yaklaşımlar için ortaktır.

Örneğin, dinamik kuramcılardan Winnicott’a göre bakım veren, çocuğun spontan ihtiyaçlarını görmezden gelerek onun mutlu, kendine yeterlik durumunu zedelediğinde, çocuk kendi ihtiyaçlarının karşılanmamasından dolayı acı çeker, ama hayatta kalmak için anneye muhtaç olduğundan kendisini annesinin vizyonunun sınırlarına göre şekillendirmeyi öğrenir. Bunun sonucunda “annesinin kızı”, “annesinin oğlu” olma durumu, başka bir deyişle itaatkar temeller üzerine kurulu bir sahte kendilik gerçekleşir. Daha sonraki ilişkilerinde de kişi benzer bir temas kurma biçimini tekrarlayacaktır (akt. Mitchell, 2009, sf.105-107).

Perls (1973: Daş, 2010) de insanoğlunun psikolojik varlığını sürdürebilmesi açısından en temel dürtüsünün özdeşim kurmak olduğunu belirtmiştir: “Dolayısıyla kişi ile çevreyi -cümleyi öğelerine ayırır gibi- birbirinden ayırmak ve bunları ayrı ayrı ele almak mümkün değildir”. Bu anlamda, içe alma açısından Geştalt yaklaşımının dinamik bakış açısıyla örtüştüğü söylenebilir. Ancak burada onları ayrıştıran en önemli nokta, karşılanmayan ihtiyaçların bugünde giderilmesi için izledikleri yol ve bunu yaparken bireyin yaratıcı adaptasyon kapasitesine ve sorumluluğuna yaptıkları vurgudur.

Bilişsel yaklaşımsa bu noktada bireyin çevreyle kurduğu temastan daha çok sonuçta ortaya çıkan sağlıksız başa çıkma yöntemlerinden hareketle çarpık olumsuz otomatik düşüncelere odaklanır ve bunların sağlıklı ve gerçekçi olanlarla değiştirilmesini hedef alır. Bu anlamda temasın diğer boyutlarını (bedensel belirtiler, duygular, davranışlar), hepsinin kaynağı olduğunu ileri sürdüğü düşüncelerle bağlantılı olarak açıklar. Terapi odasında terapist ve danışan arasındaki temas da, danışanın işbirliği yapacağı varsayımından hareket edilmesi ve genellikle kişinin kendi kendisinin terapisti olmasının hedeflenmesi ile didaktik bir yaklaşımın izlenmesi bakımından geri plana atılır.

Geştalt yaklaşımına göre iyi bir temasın sağlanabilmesi için temas yollarının açık olması gerekir. Duyu organları, konuşma ve hareketler temas sınırını belirler ve kişiye sağlıklı şekilde işlevde bulunabilmesi için gerekli bilgileri iletir. Temasın büyüme ve değişmeye yol açıp açmadığını bu temas kurma yollarının (görme, dinleme, konuşma, dokunma, koklama, tat alma, hareket etme) kullanılıp kullanılmadığı, kullanılıyorsa nasıl kullanıldığı belirler (Korb ve ark., 1989: Daş, 2010). Bu noktada Geştalt yaklaşımı temasın tüm boyutlarına ve aynı zamanda ilişkisel alandaki ipuçlarının her birine çok önem vermekte, yani temasa yaklaşırken de, diğer konulara yaklaşırken olduğu gibi bütüncül bir tutum sergilemektedir.

Geştalt yaklaşımında, temas ve geri çekilme ritmi temas biçimlerine göre belirlenir. Bunlar içe alma, duyarsızlaşma, saptırma, yansıtma, kendine döndürme, kendini seyretme ve iç içe geçmedir (Daş, 2010) Bu temas biçimlerinin, dinamik kuramlarda savunma mekanizması adı altında olumsuz çağrışımları olsa da (örneğin yansıtma, iç içe geçme) Geştalt yaklaşımında her biri uygun durumda işlevsel olabilen birer temas biçimi olarak kabul edilir. Kişinin kullandığı temas biçimleri onun istek ve ihtiyaçlarını gerçekleştirmesine yardımcı olursa, geştalt tamamlanır ve kişi belli bir süre için geri çekilir. Yani temas ve geri çekilme ritmi bozulmaz. Ancak bu kişinin kullandığı temas biçimleri onun istek ve ihtiyaçlarını gerçekleştirmesine yardımcı olmaz, hatta engel olursa, geştalt tamamlanamaz ve ritim bozulur. Bu durumda bu temas biçimleri işlevsel olmaz (Daş, 2010).

Burada önemli olan, tüm temas biçimleri ne zaman, nasıl, kime karşı, hangi durumda, ne kadar sık ve ne kadar süre ile kullanıldığına bağlı olarak işlevsel ya da işlevsel değil diye nitelendirilmesidir. Bilişsel terapide de duruma uygunluğa ve işlevselliğe vurgu yapılmakta ve temas biçimlerinin bir göstergesi diyebileceğimiz başa çıkma davranışlarının işlevsel olup olmadığı üzerinde durulmaktadır. O halde, duruma göre işlevsel olmayan temas biçimlerinin, işlevsel olanlarla değiştirilmesi bilişsel terapinin de hedeflerinden biri olmakla birlikte, bilişsel terapide bu çıkış noktası olarak bilişler düzeyinde çalışmalar yapılarak, Geştalt terapisinde ise düşünce, duygu, bedensel belirti ve davranış basamaklarının her birinin üzerinde ayrı ayrı durularak daha bütüncül şekilde gerçekleştirilmeye çalışılır.

Kaynaklar:

Daş, C. (2010) Bütünleşmek ve Büyümek: Geştalt Terapi Yaklaşımı. 3. Baskı. Ankara: HYB Yayıncılık.

Lobb, M.S. (2005) Classical Gestalt Therapy Theory. In Gestalt Therapy: History, Theory and Practice. Woldt, A.S.&Toman, S.M (Eds.) pp.21-41. Sage Publications, Inc.

Mitchell A.S. (2009) Psikanalizde ilişkisel Kavramlar. Çev:G. Algaç, İ. Anlı. İstanbul: Bilgi üniversitesi yayınları (orijinal basım tarihi: 1946)

Woldt, A.L. (2005) Pre-Text: Gestalt Pedagogy: Creating the Field for Teaching and Learning. In Gestalt Therapy: History, Theory and Practice. Woldt, A.S.&Toman, S.M (Eds.) pp.ix-xv. Sage Publications, Inc.

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

Ay ay

ve yeni yazılar e-postama da gelsin dersen tıkla!

Diğer 4.442 takipçiye katılın

%d blogcu bunu beğendi: