Hangisi Sizin Ofiste? *

Yorum bırakın

Nisan 16, 2013 tarafından miraysasioglu

hürriyet-ik-14 nisan* Hürriyet İK –Hayriye Mengüç’e verilen bir röportaj: 

“Hangisi sizin ofiste?”

Ofislerde karşılaşılabilecek belli başlı karakter tipleri belirledik. Bu tipleri, “Şematerapi: Ayırıcı Özellikler” isimli kitabın çevirmeni klinik psikolog Miray Şaşıoğlu’na sorduk. Siz hangisiniz bilmiyoruz ama ortaya ilginç değerlendirmeler çıktı.

İnsan davranışlarının kökenini konu edinen psikoloji bilimi, davranış çözümlemelerinde çeşitli yaklaşımlara sahiptir. Bu kuramsal yaklaşımlar, kişilerin durumlar karşısındaki davranışlarını çözümlerler. Bilişsel davranışçı terapi modellerinden biri olan ve ilk olarak 1990’larda Young tarafından tanıtılıp geliştirilen bu yöntem hakkında bir kitap yayımlandı.

Yakın zamanda kitap raflarında yerini alan “Şema Terapi: Ayırıcı Özellikler” kitabı, Psikonet Yayınları tarafından Türkçe’ye kazandırıldı. Kitap, tanınmış terapi yöntemlerinden olan Şema Terapi için hazırlanmış kapsamlı bir el kitabı olarak niteleniyor. Kitabın yazarları Eshkol Rafaeli, David Bernstein ve Jeffrey Young, Şema Terapi’nin 30 ayırıcı özelliğine ve bu yöntemin daha geniş bilişsel davranışçı terapi spektrumuna nasıl uyarlanabileceğine dikkat çekiyorlar.

Çocukluktaki duygusal ihtiyaçların tatmini önemli

Şema Terapi, geçmişte, yani çocuklukta duygusal ihtiyaçları karşılanmamış yetişkenlere kendi ihtiyaçlarını karşılama konusunda yardımcı oluyor. Çünkü şemalar, yaşamın erken yıllarında oluşan düşünce, duygu ve davranış kalıplarına deniyor. Kitabın yazarlarına göre düşünce, duygu ve davranışlarımızı şekillendiren ve hayatımızı birçok alanda zorlaştıran bu yapıları değiştirmek oldukça güç, ama imkansız değil.

Bu noktadan hareketle ofislerde karşılabilecek karakter tiplerini belirledik. Kitabın çevirmeni klinik psikolog Miray Şaşıoğlu’na şematerapik açıdan yorumlattık. Ortaya şu tablo çıktı:

HEMEN İNCİNİYORUM

Küçük bir çocuk gibi hemen inciniyorum. Sanki devamlı patronumun tehditi altında çalışıyormuş gibiyim. Bazen çok kırılıyorum ama duygularımı açıkça ifade edemiyorum. Hayal kırıklığı içinde ve öfkeliyim.

+Boyun eğicilik şeması egemen. Kişi hissettiği korkudan dolayı, kendi istek ve ihtiyaçlarını bastırarak karşısındakinin beklediğini düşündüğü şeye göre yaşamaya başlıyor. Cezalandırılma korkusuyla kendini ifade edemiyor. Kişi ufak adımlarla incinmişliğini ve ihtiyaçlarını doğrudan patronla konuşma egzersizleri yapmalı. Hissettiği duygu yoğun olsa da gerçeği değerlendirmek için, çeşitli davranışsal sınamalar yapmalı.

MUTSUZUM

İşimde yetersizim.  Mutsuzum. Çünkü işyerimde bir görevi daha tamamlamakta başarısız oldum ve patronumun hoşgörüsüz hatta kırıcı olacağını düşünüyorum.

+ Kusurluluk, başarısızlık, yüksek standartlar şemalarınız sizin için olayların olduğundan daha korkunç gözükmesine sebep oluyor. Gerçeği değerlendirmek çok önemli. Aklınızdan geçen düşüncelerin doğruluğunu, kanıtlar toplayarak sınadıktan sonra ortaya şu alternatif düşünce çıkabilir: “Şu an yetersizliğimin ortaya çıkacağına ve işimi kaybedeceğime ya da küçük düşeceğime inanıyor olsam bile gerçek şu ki aslında yaptığım işte çok iyi bir sicile sahibim ve patronum bunu biliyor. Ve bana bunu sıklıkla hatırlatıyor.” Kişi şeması tetiklendiğinde, gerçeği değerlendirme sonucu oluşturulan alternatif cümlelerin yazdığı başa çıkma kartlarından yararlanabilir.

VAZGEÇMELİYİM 

Bu görevi asla zamanında bitiremeyeceğim. Yarım yamalak bir iş çıkarmanın anlamı yok. Kimseden yardım istemeden, bu işten vazgeçmeliyim.

+ Gelecekle ilgili felaket senaryolarınız varsa karamsarlık şemasına teslim olmuşsunuz. Üstlendiğiniz işi kesinlikle tamamlayamayacağınıza yönelik bir algınız varsa, başarısızlık şemanız da devrede olabilir. Ya da yüksek standartlar şeması nedeniyle, yaptığınız işten tümden vazgeçme yolunu seçebilirsiniz. Bu şema, uygulamanın neredeyse imkansız olduğu birçok kuralı da beraberinde getirir: “Her zaman en iyi olmalıyım”, “Kimseden yardım istemeden halletmeliyim” gibi. Kişi her ne kadar bu şemalara inanıyor olsa da korktuğu şeyin aslında korkulacak birşey olmadığını anlaması için davranışsal sınamalar yapmalı. Bu noktada alternatif davranış şöyle olur: “Bu hissime rağmen patronumu arayıp zorlandığım kısımları onunla konuşup, bu görevi aklımı kaybediyormuş gibi hissetmeden tamamlamamama izin veren yeni bir program oluşturabilirim.”

İŞİMİ ÇOK İYİ YAPMALIYIM

Çoğu zaman öfkeliyim ve kendimden nefret ediyorum. Patronumun gözüne girmek için işimi çok iyi yapmak istiyorum. Her akşam mesaiye kalıyorum. Fakat karşı masamdaki arkadaşımın satış rakamları daha iyi. Onu seviyorum ama kızgınım.

+ Onay arayıcılık, boyun eğicilik ya da fedakarlık şemalarınız olabilir. Bu şemalara sahip kişiler, ihtiyaçları olan sevgi ve kabulü almak için her zaman diğerlerinin isteklerini yerine getirmeleri gerektiğini düşünür. Sırf daha fazla onay getireceğine inandıkları için (para/sosyal statü vs), inanmadıkları, keyif almadıkları işlerde çalışabilirler. Bu durum, zamanla kişinin kimliklerinin silikleşmesine, kişilerin etrafındaki kişilerle ilgili olarak haksızlık düşüncelerinin artmasına ve dolayısıyla yoğun öfke duymalarına neden olur.

HOŞGÖRÜSÜZÜM

Herkesi ve herşeyi horgören tavırlar içinde olmam, ofisteki arkadaşlarım tarafından devamlı eleştiriliyor. Kendimdekiler de dahil her türlü zayıflıklara karşı hoşgörüsüzüm ve sık sık kendimi suçluyorum. Şefkat ve empati bilmiyor herkesi aşağılıyorum.

+ Kişi çocukluğunda ebeveynleriyle yaşadığı deneyimler sonucu içselleştirdiği cezalandırıcı tarafıyla hareket ediyor. Etrafındakilere olduğu gibi, kendisine de çok acımasız davranıyor. Burada kişinin içindeki cezalandırıcı tarafa karşı kendini savunması, ona karşı öfkesini ve kırgınlığını ifade etmesi, onu tamamen susturarak, incinmiş yanına şefkat göstermesi çok önemli bir adım. Kişi kendine şefkat gösterdikçe çevresiyle olan ilişkilerinde de esneklik gösterebilir, daha empatik, şefkatli olabilir.

KAYBEDİNCE BOZULURUM

Kazanan-kaybeden oyunlarını çok seviyorum. İstediğimi istediğim zaman elde edemediğimde öfkeden kuduruyorum. İsteğim reddedildiğinde de çok öfkeleniyorum. Hayal kırıklıkları ve engellemelerle başa çıkamıyorum.

+Haklılık ve yetersiz özdenetim şemaları hayatınızı etkiliyor.. İçinizdeki yalnız çocuğu eğlendirmenin ve onun yalnızlığını gidermenin, size ve çevrenize daha az zararlı yollarını bulmak ve aşırıya kaçan davranışlarınıza uygun sınırlar koymanın yolunu bulun. Dürtüsel davranışlar kısa vadede sizi rahatır ama uzun vadede zarar verir ve daha derin ihtiyaçlarınızı karşılamanızı engeller.

Hayriye MENGÜÇ’ün kaleme aldığı tüm metin için : http://isyasami.yenibiris.com/Default.aspx?pageID=238&NewsID&nID=70589&AuthorID=149

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

Ay ay

ve yeni yazılar e-postama da gelsin dersen tıkla!

Diğer 4.434 takipçiye katılın

%d blogcu bunu beğendi: