Aşkın Kimyası *

1

Kasım 18, 2013 tarafından miraysasioglu

1451513_10151769426281088_1092346487_nMiray Şaşıoğlu, Kl. Psk. Uzm.

Sevgililerimizi nasıl ve neden seçeriz? Bizim için “yanlış” olan insanları neden daha sık tercih ederiz? Aşkın gözü gerçekten kör müdür? Romantik çekim şifrelerimizi çözmek mümkün müdür? İnsanoğlu asırlardır bu soruların cevabını bulmaya ve aşk denilen gizemi anlamaya çalışıyor. Biz romantik ilişkileri anlamaya çalışırken şema terapide “şema kimyası” kavramından yararlanıyoruz. Şema kimyasını tanımlamak için öncelikle kısaca şemalara değinmekte fayda var.

Uyum bozucu şemalar, çocuklukta bize zarar veren durumları anlamlandırabilmek için oluşturduğumuz fakat ömür boyu benzer durumları tekrar tekrar yaşamamıza hizmet eden düşünce, duygu ve davranış kalıpları olarak tanımlanabilir. Belirlenmiş 18 tane şema vardır. Bunlar, terkedilme, duygusal yoksunluk, kuşkuculuk/kötüye kullanılma, bağımlılık, yüksek standartlar, sosyal izolasyon, cezalandırıcılık, kusurluluk, başarısızlık, içiçelik, boyun eğicilik, fedakarlık, haklılık, yetersiz özdenetim, karamsarlık, dayanıksızlık, duyguları bastırma ve onay arayıcılıktır.

Örneğin terkedilme şeması olan biri eninde sonunda terkedileceğine, yalnız kalacağına; kuşkuculuk/kötüye kullanılma şeması olan biri, insanların mutlaka kendisini kandıracağına ve kötüye kullanacağına; duygusal yoksunluk şeması olan biri ise hiçbir zaman ihtiyacı olan sevgiyi alamayacağına şiddetli bir şekilde inanır. (Şemalarla ilgili ayrıntılı bilgiye Psikonet Yaıyınları’ndan çıkan “Hayatı Yeniden Keşfedin” kitabından ulaşabilirsiniz: https://www.psikonet.com/magaza/urun.asp?urn_id=10)

Şema kimyasını ise şemalarımızı tetikleyen kişilere karşı, tetiklemeyenlere oranla daha fazla çekim duymamız şeklinde açıklayabiliriz. Kimya belirli bir dereceye kadar anlamlı bir ilişkinin sürdürülebilmesi için sağlıklı ve gerekli olsa da, genellikle partnerlerin birinin ya da her ikisinin temel şemalarının tetiklenmesinden doğduğu için, ilişkilerde ciddi problemlere temel oluşturabilir.

O halde, kişiler genellikle yoğun şema kimyası nedeniyle ilişkilere girmekte ya da ilişkileri derinleştirmektedirler. Bu kimya ilişkinin başında taraflarda bir tanıdıklık ve heyecan hissi yaratsa da, daha sonra kişilerin güven, sevgi, saygı gibi temel ihtiyaçlarının karşılanması önünde engel oluşturmaya başlarlar.

Örneğin terkedilme şeması olan biri, kendisine tam bir bağlılık sunamayan, düzenli olarak yanında olamayan kişilere (evli, işkolik, başka şehirde yaşayan); kuşkuculuk/ şeması olan biri çıkarları için yalan söyleyebilen, kendisini küçümseyen ve eleştiren kişilere; duygusal yoksunluk şeması olan biri ise soğuk ve mesafeli kişilere karşı yüksek bir çekim duyar. Böylelikle şema kimyası sonucu kurduğumuz ilişkiler, çocuklukta benzer duygusal deneyimler sonucu oluşan şemalarımızın güçlenmesine ve sürmesine hizmet eder ve şemamıza bağlı olarak “Herzaman yalnız kalacağım”, “Asla insanlara güvenemem”, “Hiçbir zaman sevilmeyeceğim” gibi düşüncelerimizi pekiştirir. Şema kimyasına teslim olmak, bir anlamda kendini doğrulayan bir kehanetin içine girmektir.

Özetle, şema kimyasının yarattığı tanıdıklık (ya da heyecan) hissi, genellikle kişilerin sağlıksız ilişkiler içinde kalmalarına neden olur veya kişilerin bazı önkabullerinden dolayı ilişkilerini geliştirme girişiminde bulunmalarını engeller. Böylece de taraflar birbirlerinin ihtiyaçlarını karşılamakta yetersiz kalırlar. Şema kimyası yoğunken, ilişkilerde birçok benzer problem ortaya çıkabilir. Birincisi, partnerler birbirlerinin şemalarını karşılıklı olarak tetiklediğinde, birbirlerinin ihtiyaçlarını gerçekten karşılayabilmek için neredeyse değişmez bir biçimde yetersiz hale gelirler: sıkıntıları kesinlikle çok yoğundur. İkincisi şudur: belirli temel şemalar, şemalarla ilişkili tetikleyicilere karşı aşırı duyarlılık ve günlük etkileşimlerin işleyişini bozan bilişsel yanlılıklar (ihmaller, yargılar, anılar) yaratırlar – ve böylece de küçük anlaşmazlıkların uçurumlara dönüşmesine yol açarlar. Üçüncüsü ve belki de en önemlisi şudur: diğer temel şemalar, partnerlere karşı duyarsız ve hatta kötüye kullanıcı davranışlar sergilenmesine yol açar.

Şema terapisinde amaçlanan da ilişkimiz yoksa en başta yüksek kimya yaratmasa da ihtiyaçlarımızı almamıza engel değil yardımcı olan kişilere yönelmemize;Devam eden bir ilişkimiz varsa, ihtiyacımız olanı farkedip alabilmek için, sevgilimizle iletişimimizde herzaman denediğimizden farklı yollar denememize; ihtiyacımızın karşılanması bu ilişki içinde imkansız görünüyorsa da bize zarar veren ilişkileri sonlandırmaya ve daha iyileştirici ilişkiler kurmamıza yardımcı olmaktır.

* Bestyle Dergisi Kasım 2013 sayısında yayınlanmıştır.

 

Reklamlar

One thought on “Aşkın Kimyası *

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

Ay ay

ve yeni yazılar e-postama da gelsin dersen tıkla!

Diğer 4.436 takipçiye katılın

%d blogcu bunu beğendi: