SORUMLULUK: BİR YÜK MÜ, ÖZGÜRLÜK MÜ?

Yorum bırakın

Eylül 16, 2014 tarafından miraysasioglu

Genel olarak sorumluluk kavramını uzun vadeli amaçlara ulaşabilmek için kısa vadede mecburen sırtlanılması gereken yükler; ya da geçmişte birinden alınmış bir borcun (maddi ya da manevi) geri ödemesi olarak tanımlamaya daha yatkınızdır. O halde kabaca sorumluluk anlayışımız, gelecekteki bir ödülü hak etmek için ya da geçmişte peşinen verilmiş bir ödülün bugünde borcunu ödemek için yapılması gerekenlere karşılık gelir diyebiliriz. Sorumluluk deyince aklımıza gelen kelimelerin genellikle olumsuz çağrışımları vardır: “zorunluluk, yük, ağırlık, çabalamak, yorulmak, tükenmek”. Bu noktada genellikle “iyi çalışan” nasıl olur, “iyi sevgili” nasıl olur, “iyi evlat” nasıl olur sorusunun yanıtını tek bir kelimede buluruz: Sorumluluk almak. İlişkilerimizin huzurlu bir biçimde sürmesi için, etrafımızdaki kişiler için sorumluluk almaya başlarız.

Alınan tüm bu sorumlulukların ortak noktasında, “başkaları” için bir şeyler yapıyor olmak yatar. İlk zamanlar gururla şöyle söyleriz: “Senin için çalışıyorum, senin için didiniyorum, senin için yoruluyorum, çünkü sana değer veriyorum” Ne var ki bu “senin için” kalıbı zaman içinde “senin yüzünden”e dönüşür ve sıkıntı başlar. O zamansa şöyle söylemeye başlarız: “Senin yüzünden bu kadar çalışıyorum, senin yüzünden bu kadar didiniyorum, senin yüzünden bu kadar yoruluyorum.” Kısacası en sonunda “Senin yüzünden kendi hayatımdan vazgeçiyorum!” deriz karşımızdakine, “Şimdi sen benim için ne yapacaksın?”.

Şimdi Geştalt yaklaşımının sorumluluk tanımı genel geçer tanımdan nasıl farklılaşıyor ona bir göz atalım.

Geştalt yaklaşımında sorumluluk kavramı

Perls sorumluluğu tepki verme becerisi olarak tanımlamıştır (response-ability). Buna göre kişinin düşüncelerine, duygularına ve davranışlarına tepki verme becerisi, onun “kendi olma” sorumluluğunu alması anlamına gelir (akt. Harman, 1974). Ne zaman ki kişi yaşadığı olayların kendisi için ne anlama geldiğinin, kendi hayatında ne gibi bir işlevi olduğunun içtenlikle farkına varır, işte o zaman bu olaylar konusunda “sorumlu” hale gelir (Clarkson & Mackewn, 1993).

Perls sorumluluk kelimesinin günlük dilde başkalarının yükümlülüğünü kabul etmek olarak kullanıldığına işaret etmektedir. Buna göre kişi diğerleri için bazı yükümlülükleri ve beklentileri yerine getirmeye çalışır. Soyut ya da somut anlamda, diğerlerinin beklentilerine uygun olarak yaşamaya çalışmak, diğerlerinin ihtiyaçları uğruna kişinin kendi ihtiyaçlarını reddetmesini gerektirir. Sonuç olarak, bu red bireyin bastırdığı ihtiyaçlarının ve süreçlerinin farkına varmaması ile sonuçlanır. Perls kişinin kendisi için sorumluluk almasının, düşünmeden başka birinin ihtiyacı olduğunu ya da istediğini varsaydığımız şeyi yapmak için zorunlu hissetmenin aksine, hem sağlıklı hem de uygun olduğunu belirtmiştir (Korb, Gorrell, de Riet, 1989).

O halde her insan kendi düşünceleri, duyguları, tutumları, dilekleri ve ihtiyaçlarından sorumludur diyebiliriz – kendine zarar verme ve aynı zamanda hayatta kalma ve büyümeye yönelik arzularından da. Kişinin kendi davranış ve duygularının sorumluluğunu alması, tüm bireylerin farklı koşullarda verecekleri tepkiyi seçme özgürlüğünü de beraberinde getirir (Korb, Gorrell, de Riet, 1989).

Burada sorumlulukla kastedilenin daha önce orda olmayan fakat sırtlanmamız gereken yeni bir yük olmadığının altını çizmek önemlidir. Aksine sorumluluk birçok durumda yaşadığımız her ne ise onun devam edip etmeyeceğini belirleyebilecek tek kişinin kendimiz olduğunu fark etmemiz anlamına gelir (akt. Mackewn, 1997). Bu noktada, giriş bölümünde benim ifade ettiğimden farklı olarak, sorumluluğun kişiye zorunluluk ve esaret değil aksine seçim şansı ve özgürlük getireceğini söyleyebiliriz.

Etrafımızda olup bitenler üzerindeki dahlimizi fark etmemiz kolay değildir, ancak yapmaya başladığımızda bu bizi özgürleştirir ve böylece seçim şansımız olduğunu anlarız – hedefi ne olursa olsun, üzerimize almak istediğimizde, seçim şansı bizimdir. Bu özgürlüğü tanımak ve kabul etmek her bireyin büyümesi için gereken sağlıklı süreçlerden biridir (Korb, Gorrell, de Riet, 1989).

Korb, Gorell ve de Riet (1989) farkındalık, sorumluluk, seçebilirlik ve özgürlüğü aynı sürecin farklı boyutları olarak tanımlar. O halde, bizim dışımızda birisine ya da bir şeye bizi ilgilendiren kararlar verme iznini verdiğimizde, kendi seçimimizden vazgeçerek o durumda sorumluluktan kaçınmış oluruz. Böylelikle esasında özgürlüğümüzden vazgeçmiş oluruz. Sonuç olarak, süreç kabaca aşağıdaki gibi işlemektedir diyebiliriz:

Farkındalık –) Sorumluluk –) Seçim Şansı —) Özgürlük

Kaynaklar

Harman, R. L. (1974). Goals of Gestalt Therapy. Proffessional Psychology.

Korb, M., Gorell, J., de Riet, V. (1989). Gestalt Therapy. 2. Ed. Allyn and Bacon.

Mackewn, C. (1997). “Developing Gestalt Counselling”. Sage Publications.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

Ay ay

ve yeni yazılar e-postama da gelsin dersen tıkla!

Diğer 4.436 takipçiye katılın

%d blogcu bunu beğendi: