Kendine Döndürme: İhtiyaç ve Duygu İfadesinde Okunamayan Bir Altyazı

Yorum bırakın

Eylül 22, 2015 tarafından miraysasioglu

İnsan ve çevre bir bütündür. Fiziksel ve duygusal tüm ihtiyaçlarımızı içinde olduğumuz çevre aracılığıyla karşılarız. Bebeklik çevreye olan ihtiyacımızın en belirgin olduğu zamandır. Eğer çevremizce korunup desteklenmez ve çevremizden bakım almazsak varlığımızı sürdüremeyiz. Zamanla bu muhtaçlık hali azalıyor hatta kayboluyor gibi görülse de (gerçekten de büyüdükçe birçok şeyi artık kendi kendimize halledebilir hale geliriz – ki bunun kendisi de bir ihtiyaçtır), insanın çevreye olan ihtiyacı asla sonlanmaz. O halde biz var oldukça farklılaşsa da asla bitmeyecek olan fiziksel ve duygusal ihtiyaçlarımızın karşılanacağı yer her zaman için çevredir. Ne zaman ki, ancak çevre aracılığıyla karşılayabileceğimiz ve tam bir doyuma ulaşabileceğimiz ihtiyacımızı, asıl hedefine yöneltmez ve kendi içimizde karşılamaya çalışırız; işte o zaman kendine döndürme temas biçimini kullanmış oluruz. Sonucunda çevreyle temasımız kesilir, ihtiyacımız karşılanmaz, büyüme ve gelişme gerçekleşmez. Şimdi, ihtiyaçlarımızın karşılanması, temas etmemiz, büyüme ve gelişmemiz önünde engel teşkil eden kendine döndürme temas biçimini; tanımı, kökeni, görünümü ve terapide ele alınışı alt başlıkları altında inceleyeceğiz.

Bunu yaparken, birkaç farklı yazı içinde yanıtlamak istediğimiz sorularsa aşağıdaki gibidir:

-Kendine döndürme temas biçimi nedir? Nasıl oluşur? Nasıl sürer?

-Bedenimizde neler olur? Nefesimizi mi tutarız, kollarımızı mı bağlarız, vücudumuz gergin mi olur, yaralarımızı mı yolarız, bir yerlerimiz mi ağrır?

-Kendimizle nasıl konuşuruz? “Kendi kendime” ile başlayan tüm cümleler, “benim yüzümden, benim suçum” gibi ifadelere dikkat!

-Peki başkaları ile nasıl konuşur, onlara nasıl davranırız? Bunların kendimize nasıl davranılmasını istediğimizle nasıl bir ilişkisi var? Mesela fazla mı ilgiliyiz, hiç hayır demiyor muyuz? Bunlar aslında karşımızdakinden beklentilerimiz mi?

-İhtiyacımız ne, bunun farkında mıyız, karşılamak için ne yapıyoruz, bunları yaparken nasıl hisler bize eşlik ediyor? Çaresizlik, suçluluk, hayal kırıklığı, korku, öfke duygularının bu hikayedeki payları ne?

-Aslında ihtiyacın nerede karşılanması gerekiyor ve ihtiyacımızı çevremizde aramamızı engelleyen faktörler neler?

-Kendine döndürme temas biçiminin sürmesine katkı sağlayan içe alınan kurallar, düşünceler neler?

Kendine Döndürme Nedir?

Kendine döndürme, doğal olarak dışarı yönelmesi gereken enerjinin, kişinin kendine yönelmesidir (Sills, Fisch & Lapworth, 1998, sf. 64). Kendine döndürme temas biçimini kullanan kişi ihtiyacını karşılamak için enerjisini çevreye yöneltmek yerine, kendisini çevrenin yerine koyar ve ihtiyacı her ne ise kendi kendine karşılamaya çalışır (Perls, 1995, sf. 91). Konuşma, duygularını ortaya koyma, bir davranışta bulunma dürtüsünü deneyimleyen kişi, enerjinin doğal akışını bloklar ve enerjiyi kendine döndürür. Enerjisini kendine yönelten kişininse çevre ile teması kesilir. Kişi tamamen kendi duygu, düşüncelerine odaklanarak geri çekilir (Sills, Fisch & Lapworth, 1998, sf. 64). Kişinin kendini sevmesi, değer vermesi, onaylamasının yanında kendine kızması, kendini aşağılaması ya da özyıkıcı davranışlar (kendini kesmek, intihar gibi) ve tüm bağımlılıklar birer kendine döndürmedir (Daş, 2010, sf. 177). Eğer bir kişi konuşmak, duygusunu ifade etmek ya da bir davranışta bulunmak için harekete geçme dürtüsünü bastırıyor, kendini bundan alıkoyuyorsa kendine döndürme temas biçimini kullanıyor demektir (Joyce ve Sills, 2003, sf. 114).

Bir konserde hapşuracakken onu tutmak, kendine döndürmeye örnek olarak verilebilir. Dışarıya ses çıkmamıştır fakat bedeninizin içine doğru bir patlama gerçekleşmiştir. Konuşmanın ortasında esnememizi tutmak, kendimizi tutup kuyrukta beklemek, trafik ışıklarını beklemek, bunların hepsi birer kendine döndürmedir. Tüm bu örneklere baktığımızda kendine döndürmenin işlevsel olduğu yerler olduğu ve toplumun kendine döndürme olmadan uyumlu bir şekilde işlev gösteremeyeceğini anlarız (Sills, Fisch & Lapworth, 1998, sf. 64-65). Ancak kendine döndürme her zaman için bu kadar masum olmaz. Bu noktada Perls (1992, sf. 138-141) medeniyet ve kendine döndürme arasında doğrudan bir bağlantı olduğuna işaret eder. Perls’e göre birçok kuralı ve yasağı içinde barındıran, bu dünyada hazzı erteleyen, öfkeyi yasaklayan dinler ve bizi doğadan ve doğamızdan uzaklaştıran sanayileşme “ilerleme” gibi görünse de, insanları kendileri ve çevreyle temasları anlamında bir nevi sakatlamaktadır. Burada Perls asansör kullanarak bacak kaslarımızın gelişimini engelliyor oluşumuzu örnek veriyor. Yazısını da “işte biz buna ilerleme diyoruz” diye bitiyor. Peki bu bir ilerleme mi?

Toplumsal ya da bireysel durumlarda kullanılan kendine döndürme temas biçimi bizi; içimizdekileri ifade etmemek için kendimizi tuttuğumuz, ihtiyaçlarımızı karşılamamak pahasına uzun süreler beklediğimiz, beklerken asıl ihtiyacımızı unuttuğumuz, nedenini anlamadığımız birçok sağlık problemi yaşadığımız, esas ihtiyacımızın yerine tüketim nesneleri koyduğumuz, kendimize ve ihtiyacımıza yabancılaştığımız, karnımız esas ihtiyacımıza hiç doymadığı için de nedeni belirsiz bir şekilde tükenmiş hissettiğimiz, depresif durumlar içine sokabilir. Daha doğrusu bu temas biçimini kullanarak bunu kendimize biz yaparız. Peki sağlıklı ve işlevsel kendine döndürme ile sağlıksız ve işlevsel olmayan kendine döndürme arasındaki fark nedir? Masumiyet nerede bitiyor ve zarar nerede başlıyor?

Kendine Döndürme: Ne zaman sağlıklı? Ne zaman değil?

Tabiî ki hiçbirimiz tüm dürtülerimizi özgürce çevreye yöneltemeyiz. En azından bazıları geri planda kontrol altında tutulur. Ancak özyıkıcı olduğundan bazı dürtüleri kontrol etmek ile, kendine döndürmek arasında fark vardır (Perls, 1973, sf. 41). Farkında olunduğunda, kendine döndürme uygun ve gerekli davranışları beraberinde getirir ve sağlıklıdır (Clarkson & Mackewn, 1998, sf. 76). Sağlıklı kendine döndürmede, bireyin sosyal normlara bilinçli şekilde adaptasyonu söz konusudur. Burada kişi, örneğin kendini kontrol ederek, çevresel tehditlere karşı kendini korur. O halde kişi kendisine ve çevresine zarar gelmemesi için kendini bazı davranış ve ifadelerden alıkoyuyorsa, kendine döndürme uyumlu ve işlevseldir. Mesela kendini disipline etmek de, aktivite seçimi üzerinden bir kendine döndürmedir. Ancak eğer kişiler farkında olmadan bastırdıkları dürtülerini kendilerine yöneltiyorlarsa, işte bu tür kendine döndürme genellikle kişinin kendisine zarar vermesi ile sonuçlanır. Daş (2010, sf. 177) burada düşünmeyi örnek veriyor. En basit anlamıyla düşünmek bir kendine döndürmedir. Aynı eylem harekete geçmemizi engelleyici erteleyici nitelikte ise zararlı, bazı zor sorulara yanıt vermemize, durumu anlamlandırmamıza yardımcı oluyorsa yararlıdır. Buradaki kıstas düşünmenin kişinin ihtiyacını karşılamaya engel olup olmamasıdır.

Eğer kendine döndürme kişinin becerilerinin ve özgüveninin artmasına, sınırlarını korumasına yol açıyorsa; ya da kişi bir durumda bilinçli olarak kendine döndürme yapmayı seçiyor ise bu yararlıdır. Ancak kendine döndürme kronikleşmişse, farkına varılmadan, koşullara göre değil de her durumda yapılıyorsa, o zaman sağlıksız ve zararlıdır diyebiliriz. O halde kendine döndürmenin sağlıklı olup olmadığını anlamada aşağıdaki iki sorunun yanıtı önemlidir:

1- Kendime döndürdüğümün farkında mıyım, bunu bilinçli bir seçim olarak mı yapıyorum?

2- Kendime döndürmem ihtiyacımı karşılamamda bana yardımcı mı oluyor, engel mi oluyor?

Kendine döndürme sağlıksız olduğunda en önemli sonucu kişinin harekete geçerek kendi ihtiyaçlarını karşılamasını engellemesidir (akt. Daş, 2010, sf. 173). Uç kronik formlarında, kendine döndürme kendini sınırlama, kendine işkence etme ya da kendini inkar etme şeklinde görünebilir (Korb, Gorrell, de Riet, 1989, sf. 58-59). Sonuçta kişi ile çevre arasındaki enerji akışı kesilir ve bunun kişi için birçok olumsuz sonucu olur. Kişinin dışarı yöneltemeyip kendine çevirdiği enerji fiziksel gerilimlere, somatik rahatsızlıklara, depresyona, kendine zarar vermeye ve hatta intihara yol açabilir (Joyce ve Sills, 2003, sf. 114). Kişiler, herhangi bir fiziksel nedeni olmayan ağrı ve sızılardan yakınabilirler. Burada kişi dışarı yöneltmediği enerjisini, örneğin öfkesini, kendisine yöneltmiştir (Korb, Gorrell, de Riet, 1989, sf. 59). “İstiyorum ama yapamıyorum” minvalinde ifadelerde kişiler enerjilerini ihtiyaçlarını karşılamak için kullanmak yerine bloke etmektedirler. Gitmek istenip vakit bulunamayan kurslar, ayrılmak istenip de hiçbir şey yokmuş gibi davranmalar, ders çalışması gerektiği halde hiç başına oturamamalar da Daş’ın (2010, sf. 173) kendine döndürme temas biçimi ile ilgili verdiği örnekler arasındadır.

Sonuç olarak kendine döndüren kişinin ihtiyacını karşılayacak olan çevreyle teması kesilir. Kendinden nefret etmek, kendini sevmek (narsisizm) ve kendini kontrol etmenin her biri bir kendine döndürmedir. Burada kişi spontan olarak çevreye aktaracağı her türlü duyguyu içine aktarır. Örneğin kendinden nefret, kişinin aktif olan yanının pasif olan yanına öfkelendiği içsel bir süreç olur. Narsisizmde interaktif ve sağlıklı sevgi verme ve alma süreci bozulur ve dışarıda birine ulaşması gereken sevgi kişinin kendisine döndürülür. Kendini kontrolde ise çevrede kendini bırakmak engellenir. Kişi kendi kendini durdurur ve denetler (Korb, Gorrell, de Riet, 1989, sf. 58-59). Neticede çevreyle teması kesilen kişi, büyüme ve gelişmeden de mahrum kalır.

Tüm bunlar çerçevesinde, kendine döndürme temas biçimini uygulayıp uygulamadığımızı fark etmenin ilk adımı işte kişi üzerindeki bu vb. etki ve sonuçlarını takip etmektir. Bu sinyaller bize kendine döndürmenin aktif olabileceğine yönelik ipucu verirler. Depresif duygudurum, çaresizlik, suçluluk duyguları bu ipuçlarından bazılarıdır. Çaresiz miyiz yoksa sadece kendimize döndürdüğümüz bir şeyler mi var? Hangi ihtiyacımızı çevreye yöneltmiyor fakat kendi kendimize sağlamaya çalışıyoruz? Depresif duygular, evden çıkmama, intihar fikri söz konusu iken aslında kime karşı ifade edilmeyen bir öfke ve kırgınlık söz konusu? Kişi burada yap-yapma, ifade et-etme düşünceleri arasında iki kolundan çekiliyor, kasılıyor ve neticede tüm gerginliği ile hareketsiz kalıyor gibidir.

*Bir sonraki yazıda kendine döndürmenin çeşitlerini ele alacağım:

-Karşındakine yapmak istediğini kendine yap

-Kendine yapılmasını isteğin şeyi çevrene yap

Yararlanılan Kaynaklar

Clarkson, P., Mackewn, J. (1998). Fritz Perls. Sage Publications.

Erten, Y. (2004). Heinz Kohut’un İzini Sürmek. Psikanalizin “Öteki” Yüzü: Heinz Kohut’un içinde. İstanbul İthaki Yayınları.

Fowlie, H. (2005) Confusion and introjection:A model for understanding the defensive structures of the parent and child ego states. In Transactional Analysis Journal. 35, 2, Sf.192-204

Joyce, P., Sills, C. (2003). Skills in Gestalt Counselling & Psychotherapy. Sage Publications.

Kohut, H., Wolf, E. (2004). Kendilik Bozuklukları ve Tedavileri: Ana Hatlar. Sf. 80-109. Çev: G. Budan (orijinal basım tarihi: 1978) Psikanalizin “Öteki” Yüzü: Heinz Kohut’un içinde. İstanbul: İthaki Yayınları.

Kohut, H. (2004). Kendiliğin Çözümlenmesi. 1. basım. İstanbul: Metis Yayınevi.

Korb, M.P., Gorrell, J. , De Riet, V.V. (1989) Gestalt Therapy. Allyn and Bacon.

Mitchell A.S. ( 2009) Psikanalizde ilişkisel Kavramlar. Çev:G. Algaç, İ. Anlı. İstanbul: Bilgi üniversitesi yayınları(orijinal basım tarihi: 1946).

Perls, F.S. (1973). The Gestalt Approach & Eye Witness to Therapy. Science and Behavior Books.

Perls, F.S. (1995). Gestalt Therapy: Retroflection, Introjection, and Projection. In The Handbook of Gestalt Therapy. C. Hatcher, P. Himelstein (Eds.). Jason Aronson Inc.

Perls, F.S. (1992). Ego, Hunger and Aggression: A Revision of Freud’s Theory and Method. The Gestalt Journal Pres Inc.

Sezgin, N. (2002). Geştalt Psikoterapisi: Temas İşlevleri ve Temasın Engellenmesi. Temas: Geştalt Terapi Dergisi, 1(1), sf.15-41.

Sills, C., Fish, S., Lapworth, P. (1998). Gestalt Counselling. UK: Winslow.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

ve yeni yazılar e-postama da gelsin dersen tıkla!

Diğer 4.428 takipçiye katılın

%d blogcu bunu beğendi: